Kayıt ol    Giriş
Yetkilendirme
» » Hz. Hamza Hayatı
Sahabeler

Hz. Hamza Hayatı

Hz. Hamza HayatıHazreti Hamza HayatıHazreti Hamza (r.a)Hayatı Şehitlerin Efendisi

Hazreti Hamza’nın (r.a) künyesi Hamza bin Abdülmuttalibtir.Peygamber efendimizin çok sevdiği amcasıydı ve ilk iman edenlerdendi.Hazreti Hamza’nın (r.a) değerli lakabı Esedullah yani Allah'ın (c.c) arslanı"dır. Aynı zamanda Hazreti Peygamberin süt kardeşidir. Değerli Anneleri Hale hanım, Peygamberin annesi Amine annemizin amcasının kızıdır.Hazreti Hamza(r.a) Peygamber Efendimizden iki ya da dört yıl kadar önce dünyaya gelmiştir. Medine’ye Hicretten yedi sene önce 615 te iman edip Müslüman oldu. 625 (H.4) yılında ise Uhud savaşında şehit olarak İslam şehitlerinin arasına girmiştir..

Hazreti Hamza orta boylu idi. Kılıcını çok iyi kullanır pek mükemmel ok atardı. Pehlivanların piri idi. Peygamber efendimizin amcası ve aynı zamanda sütkardeşi idi. Peygamberimiz kabrini ziyarete gidip, selâm verirdi. Mezardan “Ve Aleykümselâm ya Resûlallah” diye cevap gelirdi. Hz. Fâtıma buyurdu ki:- Bir gün Hazreti Hamza'nın kabrini ziyarete gittim. “Esselâmü aleyke ya Resûlullahın amcası” diye selâm verdim. “Ve Aleyküm selâm ve Rahmetullahi ey Resûlullahın kızı” diye mezardan cevap geldi. Şeyh Muhammed isminde âlim bir kimse Hazreti Hamza'nın kabrini ziyarete gitti. Selâm verdi. Mezardan, selâmına cevap verildi ve “Ya Şeyh Muhammed, bu sene bir erkek evlâdın olacak, ona benim adımı veriniz” dedi. O âlimin erkek çocuğu oldu ve adını Hamza koydu.

Hazreti Hamza (r.a)Hayatı Hakkında Önemli Konular

Abdullah ibni Mes'ûd buyuruyor ki: Müşriklerden Velîd adında birinin bir putu vardı. Safa tepesinde toplanırlar, bu puta ibadet ederlerdi. Bir gün Peygamber efendimiz, onların yanına gitti ve onları imana davet etti. Kâfir olan bir cinnî, o putun içine girdi ve sevgili Peygamberimiz için uygun olmayan sözler sarf etti. Peygamber efendimiz üzüldüler.
Teşrif eder misiniz?
Başka bir gün şahsını görmediği bir kimse, Peygamber efendimize selâm vererek dedi ki:- Ya Resûlallah! Kâfir olan bir cinnî sizin için münasip olmayan şeyler söylemiş. Ben, onu bulup boynunu kestim. Arzu buyurup, yarın Safa tepesine teşrif eder misiniz? Siz, yine onları İslâm’a davet ederseniz, ben de o putun içine girip, sizi medhedici sözler söylerim. Peygamber efendimiz, Abdullah ismindeki bu cinnînin arzusunu kabul ettiler. Ertesi günü oraya gittiler ve yine müşrikleri imana davet ettiler. Müslüman cinnî, müşriklerin elindeki putun içine girip, sevgili Peygamberimizi ve İslâmiyeti anlatan güzel sözler ve beyitler söyledi. Müşrikler, bu sözleri duyunca, başta Ebû Cehil olmak üzere ellerindeki putu parça parça ettiler. Resûlullaha saldırdılar. Mübarek yüzü kana boyandı. Onların bu eza ve cefalarına tahammül gösterip, şöyle buyurdular:- Ey Kureyşliler! Bana vuruyorsunuz. Ama ben sizin peygamberinizim. Peygamber efendimiz, oradan ayrılıp evine geldi. Bir hizmetçi kız, bu hâdiseyi, başından sonuna kadar görmüştü. Bu sırada Hazreti Hamza, dağda avlanıyordu. Bir ceylana ok atmak için hazırlandı. Ceylan dile gelerek dedi ki:- Ya Hamza! Bana ok atacağına kardeşinin oğlunu öldürmek isteyenlere ok atsan daha hayırlı olur. Hazreti Hamza bu sözlere hayret ederek süratle evine hareket etti. Hazreti Hamza âdeti üzere, avdan dönünce, tavaf yapmak için Harem-i şerife uğrar, ondan sonra evine giderdi. O gün tavaf yaparken, hizmetçi kız, yanına gelerek dedi ki:- Ebû Cehil, kardeşinin oğluna, şöyle şöyle söyledi. Hazreti Hamza, Peygamber efendimize hakaret edildiğini işitince, akrabalık damarları hareket etti. Silahlarını kuşanarak, Kureyş kâfirlerinin bulunduğu yere geldi.- Kardeşimin oğluna, kötü söz söyleyen, kalbini inciten sen misin? Diyerek, boynundaki yay ile Ebû Cehil'in başını yedi yerinden yardı.

Hz. Hamza Kötü şeyler söyledim
Orada bulunan kâfirler Hazreti Hamza'ya saldıracak oldular. Bu durumda büyük çarpışma çıkacaktı. Fakat Ebû Cehil dedi ki:- Dokunmayınız, Hazreti Hamza haklıdır. Onun kardeşinin oğluna bilerek kötü şeyler söyledim. Hazreti Hamza oradan ayrıldıktan sonra, Ebû Cehil, etrafındakilere;- Aman ona karışmayınız! Bize kızar da Müslüman olur. Bununla Muhammed kuvvetlenir, dedi. Hz. Hamza Müslüman olmasın diye, kendi kafasının yarılmasına razı oldu. Çünkü Hazreti Hamza, hatırı sayılır, kıymetli ve kuvvetli idi. Hamza, Peygamber efendimizin yanına gelip dedi ki:- Ya Muhammed, Ebû Cehil'den intikamını aldım. Onu kana boyadım, üzülme, sevin!
Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: - Ben, böyle şeylere sevinmem.- Seni sevindirmek, üzüntüden kurtarmak için, ne istersen yapayım.

Hz. Hamza etmenle sevinirim
O zaman Peygamber efendimiz buyurdu ki:- Ben ancak senin îmân etmen ile kıymetli bedenini Cehennem ateşinden kurtarman ile sevinirim. Bunun üzerine Hazreti Hamza hemen Müslüman oldu. Hakkında ayet-i kerime geldi. Abdullah ibni Abbas’a göre, Kur'ân-ı kerimde En'âm suresi 122. ayet-i kerimesinde, “Diriltildiği ve nura kavuşturulduğu” anlatılan zatın Hazreti Hamza ve aynı ayet-i kerimede, “Karanlıklarda bocalayan” şeklinde anlatılanın da Ebû Cehil olduğu açıklandı. Hazreti Hamza, Kureyşin yanına gidip Müslüman olduğunu ve Allahın Peygamberini her suretle koruyacağını bildirip şöyle dedi:“- Kalbimi, İslâmiyete ve Hakka meylettirmiş olduğu için Allahü teâlâya hamdolsun. Bu din, kullarının her yaptığını bilen, herkese lutfu ile muamele eden, kudreti her şeye galip gelen, âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâ tarafından gönderilmiştir. Kur’ân-ı kerim okunduğu zaman, kalb ve akıl sahibi olanların gözlerinden yaşlar akar. Kur'ân-ı kerim, açık bir lisan ile açıklanmış ayetler hâlinde Hazreti Muhammed'e (s.a.v) nazil olmuştur. Muhammed, içimizde, sözü dinlenir, kendisine boyun eğilir bir mübarek kimsedir. Ey müşrikler! Aklınız başınızdan gidip, gözünüz kararıp da Onun hakkında sert, ağır ve kaba sözler, söylemeyin! Eğer böyle bir düşünceye kapılırsanız, biz Müslümanların cesedine basıp geçmeden, onu hiç kimseye vermeyiz!” Hazreti Hamza'nın Müslüman olması ile Resûlullah efendimiz çok sevindi. Müslümanlar, pek çok kuvvet buldu. Artık Mekkeliler Müslümanlara, hiçbir sebep yokken, fena muamele yapamadılar. Bilhassa Hazreti Hamza'nın kılıcının şiddetinden çekindiler.
Endişeye lüzum yok

Peygamber efendimiz, Hazreti Hamza ve diğer bir kısım Müslümanlar Hz. Erkam'ın evinde bulunuyorlardı. Bir ara kapı vuruldu. Gelen kimsenin, silâhlarını kuşanmış şekilde Hz. Ömer olduğu görülünce, ba'zıları endişeye kapıldı. Hazreti Hamza;- Gelen tek bir kişidir. Bu kadar endişeye lüzum yok. Eğer, hayır için geldi ise hoş geldi. Yok, eğer şer için geldi ise kendi kılıcı ile başını keserim, dedi. Dışarı çıktı ve dedi ki:- Ya Ömer! Sen ne zannedersin? Biz Abdülmuttalib evlâdıyız. Her birimiz Allahü teâlânın izni ile demiri çiğneyip havaya püskürtürüz. Allah ve Resulü için canımızı ve başımızı feda ederiz. Sen Resûlullaha zarar vereceğini zannediyorsan aldanıyorsun. Sevgili Peygamberimiz, bu konuşmaları işitti. Kendileri gelerek, iltifat ile Hazreti Ömer'i karşıladı. Hz. Ömer de Müslüman oldu. Bu iki kahraman sayesinde Müslümanlar kuvvet buldular, ibadetlerini açıktan yapmaya başladılar. Hazreti Hamza bir gün, Cebrail aleyhisselâmı kendi aslî şeklinde görmeyi arzu ettiğini, Peygamber efendimize bildirdi. Peygamber efendimiz de Hz. Hamza ya sordular:- Onu görmeye dayanabilir misin? — Evet, dayanırım.- Öyle ise yere otur da bak!

Hazreti Hamza (r.a) Bayıldı ve Arkası Üstüne Düştü

Hazreti Hamza Cebrail aleyhisselâmı görünce, bayıldı, arkası üstüne düştü. Hz. Hamza, Hz. Zeyd bin Harise, Hz. Ebû Mersed Kennaz, Hz. Enes ve Hz. Ebû Kerse ile beraber Medine’ye hicret etti. Peygamber efendimiz Medine’ye geldiklerinde, Mekke'li Müslümanları hem kendi aralarında, hem de Medineli Müslümanlarla kardeş yaptı. Kendi aralarında da, Hz. Hamza'yı, Zeyd bin Harise ile kardeş yapmıştı. Hazreti Hamza bu kardeşini çok sever ve muharebeye çıktığı zaman her şeyini ona emanet ve vasiyet ederdi. Peygamber efendimiz, Medine’ye hicret ettikten sonra, Kureyşli müşrikler boş durmadılar. Peygamberimizi Medine’de rahat bırakmıyorlar, Medinelilerin Onu terk etmeleri için etrafındaki Müslümanları tehdit ediyorlardı. Hattâ, Peygamber efendimizi Medîne'nin dışına çıkarmaları için, Abdullah bin Übeyy bin Selül ile Evs ve Hazrec kabîlelerinin müşriklerine tehditler gönderdiler ve Müslümanlara hac yollarını kapadılar. Bu durumda, Müslümanların, Suriye ticaret yollarını kesmeleri, müşrikleri ticarî ve iktisâdi bakımdan zor duruma düşürmeleri ve böylece müşrikleri yola getirmeleri îcâb ediyordu. Bu sırada bir müşrik kervanının Medine yakınlarından geçmekte olduğu işitildi. Sefer hazırlığı yapıldı. Sefere çıkacak birliğin kumandanlığına Hz. Hamza ' yı getiren Peygamberimiz, ona beyaz bir bayrak verdi. Hz. Hamza'ya verilen bu bayrak İslâm tarihinde Müslümanların kullandığı ilk bayrak idi. Hazreti Hamza, 30 süvari ile birlikte hareket etti. Şam'dan Mekke'ye gitmek üzere, 300 süvarinin koruduğu bir müşrik kervanı, Sifr-ül-Bahr denilen yere gelmiş bulunuyordu. İslâm Mücâhidleri, buraya geldiklerinde, müşriklerin kervanını koruyan üçyüz süvari ile karşılaştılar ve savaş düzenine girdiler.

Hazreti Hamza (r.a) Doğru Bir İş Yaptı

Mecdi bin Amr el-Cühenî, iki tarafın da müttefiki idi. Müslümanların sayıca çok az ve müşriklerin çok fazla olduklarını ve düşmanların bu ilk çarpışmada yenebileceklerini düşünerek arabulucuk edip iki tarafı çarpışmaktan vazgeçirdi. Sonra Hz. Hamza ve arkadaşları Medine’ye geri döndüler. Mecdî'nin bu hareketi Peygamber efendimize arz edilince çok memnun oldular ve buyurdular ki:- İyi ve doğru bir iş yapmıştır. Hazreti Hamza, Ebva, Veddan ve Zül' uşeyre gazalarında Peygamber efendimizin beyaz sancağını taşıdı. Bedir gazasında 313 Eshâb-ı kiram, 1000 müşrikle karşı karşıya geldi. Mekke müşriklerinden Utbe, Şeybe ve Velîd meydana çıkarak er dilediler. Peygamberimiz buyurdu ki: - Ey Hâşimoğulları! Kalkınız, Allahü teâlânın nurunu söndürmek için gelenlere karşı, Hak yolunda çarpışınız ki, Allahü teâlâ zaten Peygamberinizi de bunun için göndermiş bulunuyor. Kalk ya Hamza! Kalk ya Ali! Kalk ya Ubeyde bin Haris!

Hazreti Hamza (r.a) Şöyle Dedi; Allahın Arslanıyım!

Peygamber efendimiz, Uhud harbinde; H Hamza'yı en önde zırhsız süvarilerin başında çarpışmakla vazifelendirdi. Hz. Hamza, iki elinde de kılıç olduğu hâlde;- Ben Allahü teâlânın arslanıyım! Diyerek, düşmanı önüne katmış, öldüre öldüre ilerliyordu. Safvân bin Ümeyye, etrafındakilere, “Hamza nerededir? Bana gösteriniz!” diyor, savaş meydanını araştırıyordu. Bir ara gözleri, iki kılıç ile halkı kıyasıya kesip biçen birini görünce sordu:- Bu çarpışan kim? Çevresindekiler dediler ki:- Aradığınız kimse! Abdülmuttalib oğlu Hamza!- Ben bugüne kadar, düşmanını öldürmek için saldıran, onun gibi hırslı, onun gibi gözü pek bir kimse daha görmedim. Uhud’da herkes bütün güçleriyle çarpışırken, bir ara Resûlullah efendimiz ile Hazreti Hamza arasında kimse kalmadı. Hazreti Hamza, hiç arkasına bakmıyor, hep ileri doğru hücûm tazeliyordu. Savaşın başlamasından o ana kadar tek başına 30 müşriki öldürmüştü. Bu sırada Siba bin Ümmü Ammâr; “Bana karşı koyabilecek bir yiğit var mı?” diyerek Hazreti Hamza'ya meydan okudu. Hazreti Hamza, “Demek sen Allaha ve Resulüne meydan okuyorsun, öyle mi?” deyip onu da öldürdü.

Hazreti Hamza (r.a) Şehit Oldu

Hazreti Hamza büyük kahramanlıklar gösterdikten sonra bu savaşta Vahşî tarafından şehîd edildi. Vahşî, Mekke'nin fethinden sonra, Tâiflilerle birlikte Medine’de mescide gelip, iman edip, affa kavuştu. Fakat Yemâme tarafına gitmesi emr edildi. Resûlullaha karşı çok mahcûb olup, başı önünde yaşadı. Hz. Hamza şehit olduğunda oruçlu idi. Hz. Peygamberimiz, kendisi için, “Seyyid-üş-Şüheda = şehitlerin efendisi” buyurdu. Ve cesedini meleklerin yıkadıklarını haber verdi. Savaş bitmişti. Şehitlerin yanlarına gittiler. Peygamber efendimiz, Hz. Hamza'nın mübarek cesedini görünce, dayanamayarak. Ağladı. Mübarek gözlerinden yaşlar akarak buyurdu ki:- Ben, şu şehitlerin, Allahü teâlânın yolunda canlarını feda ettiklerine, Kıyamet günü şahitlik edeceğim. Onları kanlarıyla beraber gömünüz. Vallahi, Kıyamet günü mahşere yaraları kanayarak gelecekler. Kanlarının rengi kan rengi, kokuları da misk kokusu olacaktır. Daha sonra Peygamber efendimiz buyurdu ki:- Bana Cebrail aleyhisselâm gelip Hamza bin Abdülmuttalib'in göktekiler katında, “Allahın ve Resulünün aslanıdır” diye yazıldığını haber verdi. Hz. Hamza'nın ve diğer şehitlerin cenaze namazları kılındı. Hz. Abdullah bin Cahş ile Hz. Hamza'nın cenazeleri bir kabre kondu. Hz. Hamza, Hz. Abdullah'ın dayısı idi.
Ve Aleykümselâm

Hazreti Hamza radiyallahu anhüma
Yazar: Akliselim  15-11-2011, 07:32   Gösterim: 8430   
Etiketler: Hazreti Hamz nın Hayatı, Hz Hamza kimdir, Hazreti Hamza kıssaları
Sitede kayıtsız olarak olarak gezinmektesiniz.
Sayın ziyaretçimiz size üye olmanızı tavsiye ederiz.
Yorum ekle
Adınız:
E-Mail Adresiniz:
Kalın İtalik Altı Çizili Üzeri Çizili | Sola Yasla Ortala Sağa Yasla | İfade Ekle Renk Seç | Gizli Metin Alıntı Ekle Farklı Bir Alfabe ile Yazılmış Olan Seçili Metni Kiril Alfabesine Çevir Spoiler Ekle